Özellikle Pandemi süreci ile doruklara ulaşan dijital temaslı yaşam biçimi, dijital nesneyle daha yoğun vakit geçirme tecrübesi, yeni bir deneyimle birlikte; sanal Dünya’nın kapılarını pembe panjurlar içerisindeki sunumu ile sözde insanlık için yeni bir yaşamsal mecburiyet alanı şekline dönüştürdü.
Dijital mecra alanlarının adeta ihtiyaçlandırılma durumunun popülerlik kazanması, yeni takip ve ilişkilerle beraber tüketim kültüründe de kendini gösterirken; Söz konusu durum sanal marketlerin, getir götür yemeklerin, anlık ulaşımların, düzleşen dünyada insanlığa yeni bir sınırsız boyut ve sanal ortamlı çapraz reklamların sunumları eşliğinde pekiştirme algo-ritmik-psiko teknik manipülasyon ritiüelleri ile daha da etkili bir yaşam alanına dönüştü.
Diğer taraftan; sanal dünyadaki haberlerin içerikleri, normal web sayfalarını ziyaretlerinde “algıda seçicilik” nosyonuyla İlgili sayfaların dayatma ve zorbalığı maruziyeti eşliğinde, takibe edildikleri görülmektedir. Buna göre; sayfalar dolusu detaylı haberleri okumaktansa, tek bir görsele sığdırılmış kısa, net cümleler insanların bilgiye ulaşımını kolaylaştırırken, bu yönde içeriğin daha da tercih edilebilirliğini ve benimsenişini artırmıştır.
Evde kalma süreci ile beraber insanların sosyal medya aracılığıyla alternatif tıp sayfalarını yoğunlukla takip ettiği, sadece arkadaş, yemek veya kıyafet gibi yapmak yerine eğitim içerikleri ve ibadet sayfalarına dönük artışların olduğu görülmektedir.
Bu bağlamda dijital mecralarda; bireylerin kendini hep iyi gösterme çabası, yeni bir sanal kişiliğin ilk adımlarını oluştururken; buna karşın “ sosyal mesafe” kaynaklı insanlara temas etmekten kaçınan yeni bir medya bağımlıları grubunu oluşturdu. bu durum kendi hayatlarında sunacakları, yaşayacakları, deneyimleyecekleri ne varsa kısırlaştırarak tüketti. İşte bu noktada; olması gereken oldu ve gerçek ve yüzyüze iletişim azalırken, sessizce takibe geçen birey azımsanamayacak şekilde edilgen kişiliğe dönüştü.
Sonuç olarak; sosyal mesafe gibi tuzak kavramlar eşliğinde yeniden şekillenen yaşam felsefesi, dijital çağın zorunlu doğurguları olan; akraba aktivitelerinden, komşuluk ilişkilerinden, sosyal faaliyetlerden, insani ortamlardan kaçışla beraber kendi iç dünyalarına hapsururken; dijital mecraların dayatmış olduğu sunumları göbek bağııyla bağlanmış Yaşam kaynağı ve akışı olarak benimsedi...